Lav Stori Rilodıd
Bir yalan hikaye, bir üçleme ama ne üçleme, serinin 2. hikayesi, bol keyifler...
Şunuki bir gün yufkacıya gitmiş. Ama yufkacıyı kesmişler. Yufkacıyı yerde kanlar içinde yatar vaziyette gören Şunuki masadaki bıçağı tutayım da parmak izimi bırakayım diyerekten bıçağı almış. Bıçağı eline alınca "düşene bir tekme de ben vururum" demiş ve yufkacının hareketsiz vücuduna "40 bıçak darbesi de benden anasını satayım" demiş. Yufkacıyı bıçaklarken ayağı kaymış, uçurumdan aşağı yuvarlanmış. Aşağı düşerken İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bir mail yazmış ve yufkacıdaki bu uçurumun hala kapatılmamasını kınamış. Sonra Kevın Speysi yakalamış Şunuki'yi. "Bak Şunuki, ikidir selam vermeden geçiyorsun, küfür edicem sonunda ama ha" demiş. Şunuki utana sıkıla özür dilemiş. Barmen başlamış anıları tazelemeye. Sonra bunlar barmene kızmışlar "biz tazele demeden niye atlıyosun hemen öküz!!!" diye. Barmen de barın altından çıkardığı pompalı tüfekle bisikletinin lastiğini şişirmeye başlamış gözyaşları içinde. Anna Nikol Simit gelmiş, "aslanım benim memelere de biraz hava basar mısın?" demiş. Şunuki atlamış hemen, "ben sana basarım abla" demiş. Anna Nikol Simit çok sinirlenmiş, Şunuki'nin suratına sıçmış. Pis kokuyu alan polis hemen oraya gelmiş. Şunuki'yi götürmüş merkeze. Tabi herkes merkezde. Merkezdeki Yunan seks tanrısı Herkes'e teslim etmişler Şunuki'yi. Herkes tam teşekküllü, şişe var, jop var, kendisi zaten seks tanrısı; malı büyük. Şunuki'yi bir güzel terlettikten sonra Alkadraz'a tıkmışlar. Alkadraz kuşçusu bizim Şunuki'nin tipine gıcık olmuş, basmış kuş gribini Şunuki'nin poposuna. Şunuki kuş gribi bana vız gelir deyip yanında getirdiği anahtarla bütün kapıları açıp Alkadraz'dan kaçmayı başarmış. Önceden hazır bulundurduğu süpersonik arabalı vapurunu İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şunuki'den izin almadan Yenikapı-Yalova seferi için kullandığı için Şunuki yunus hayvanına binmiş. Yunus hayvanının üzerinde giderken belediyeye bir mail daha dayamış. Sonra Bedrettin Dalan gelmiş yanına jet sikiyle. "Bana niye mail atıyosun kardeşim sen?" diye çıkışmış Şunuki'ye. Şunuki yanlış kişiye mail attığını anlamış ve utana sıkıla özür dilemiş. Sonra dalış rekorunu kırıp yüzeye çıkan barmen başlamış anıları tazelemeye. Sonra bunlar o hızla giderken kuzey kutpundan kopan buzula çarpıp batmışlar. Şunuki 20 bin fersahtan bana telefon açtı, "gel kurtar beni" dedi. Ben de tamam dedim ama gitmedim. Sonra katrasa geldi, çok sinirliydi geldiğinde. Geldin mi? dedim, "geldim!" dedi. Var mısın bir postaya daha? dedim. "Yoruldum" dedi. "Neden Şunuki'yi kurtarmaya gitmiyosun?" dedi, bi çaktı benim ağzıma ben karşı kaldırıma uçtum. Sonra Monika Belluci geldi kafamı yerden kaldırıp memelerinin üstüne koydu. Bana vebkemini açtı bende tık yok. Baktım karşı kaldırımda katrasa kendinden geçmiş. "Noluyo bu çocuğa?" diye bana sordu Monika. Dedim vebkeme dayanamaz, kapat vebkemini.Bunu duyunca Gizem yapıştı benim dudaklara. Ben öyle deyince katrasa geldi kafama sopayla vurdu. Ben bayılmışım. Gözümü bir açtım ne göreyim; Monika katrasa'nın kucağında. İkisinin de kafalarına sopayla vurdum, denize attım bunları. Gizem geldi "dur yapma!" dedi. Kosla sıvıda çamaşır suyu yok, bir şey olmaz dedim. Bunu duyunca Gizem yapıştı benim dudaklara. Sonra halk ayırdı bizi. Gizem'im Aston nasıl, ilişkiniz nasıl gidiyo diye sordum. "Sorma canim" dedi, geçen gün bakkaldan üç bira aldım, para üstüyle de iki bira aldım dedi. Eee? dedim. "Eeesi bu kadar, hadi görüşürüz babam yokken ben biraz msn'e takılayım" dedi gitti. O günden sonra msn'e takılı kalmış. Halk gitmiş ayırmaya, o da ayıramamış. Ben Halk Hogan'ı çok severim. Ne zaman kavga eden birilerini görse hemen koşar ayırır. Sonra bunlara bir kafa atar, bir daha kavga etmez bu terbiyesizler. Geçen gün halk bizde yemekteydi. Dedim Şunuki'yi gördün mü? "Şeytan görmüş yüzünü" dedi. Tam o sırada kapı çaldı. Delikten baktım, Şunuki, Bedrettin Dalan, Monika Belluci, katrasa, ayakkabı boyacısı iki tane çocuk! Açmak istemedim ama polisle gelmişler. Açtım kapıyı. Çay koydum içtik. Barmen geldi anıları tazeledi. Gece geç saatlere kadar güldük eğlendik, şarkılar söyledik. Sonra halk dedi ki "Gizem yok." Hassktir lan dedim, hakkaten yok. Aradım hemen telefonla. "Alo!" dedi. Alo deyince ben tahrik oldum, üzerinde ne var diye sordum. Aston Kaçır var dedi. Al Aston'u da bize gelin, eski grubu tekrar topladık, gülüp eğleniyoruz, gece geç saatlere kadar şarkı söylüyoruz dedim. "Tamam yarım saate ordayız" dedi. Sonra kapı çaldı, baktım fotokopi makinesi. Ne var dedim. "Tam var yarım var abi" dedi. Ver bi yarım dedim. Vermedi gitti. Sonra Aston Kaçırla Gizem geldi. Barmen onların anılarını da tazeledi. Biz çok gürültü yapmışız heralde, komşular kapıya dayandı. Burus Vilis, Met Deymın, Semra Hanım, Paris Hilton bizi dövmeye geldiler. Baktılar Aston Kaçır bizimle, bunlar hepsi birden Aston Kaçır'a daldılar. Sonra ben de kavgaya karıştım. Ben kavgaya girince bütün ev başladı birbirine vurmaya. Ben Paris Hilton'a vuruyorum, ama nasıl vuruyorum. O da vur aslanım vur diyor tabii. Sonra biz yatak odasına geçtik. Baktım katrasayla Burus Vilis kavga eder gibi yapıyolar. Tabi kanka ya bu ibneler, bizi kandıracaklar akılları sıra. Gittim Burus Vilis'in kulağına dedim ki; katrasa seninle geçirdiği ateşli geceleri nasıl anlatıyor biliyor musun? dedim, verdim ayarı. Burus Vilis alaycı bakışını attı, pis pis sırıtan bir yüz ifadesi örneğini verdi. Katrasa'ya bir yumruk çaktı, ama ne yumruk. Katrasa kendini karşı kaldırımda buldu. Bizim evden yol geçmişti zamanında. Şunuki Bedrettin Dalan'a döndü, "ama bu yolu sen yapmıştın" dedi. Sonra açtı bilgisayarı, Bedrettin Dalan'a mail attı. Bedrettin Dalan utana sıkıla özür diledi. Barmen geldi anıları tazeledi. Sonra Semra Hanım Şunuki'nin koluna girdi, bunlar ıssız bir adaya gittiler. Gizem bu kavgaya daha fazla dayanamayarak, "kaçır beni Aston Kaçır" diye ağladı. Aston Kaçır Gizem'i kaçırdı. Eve giderken bakkaldan üç bira almışlar, para üstüyle de iki bira almışlar. Sabaha kadar o üç birayı içmişler, para üstüyle aldıkları iki birayı da içip sarhoş olmuşlar. Sonrasını anlatmadı Gizem. Met Deymın'ı polis götürmüş, ona ne oldu bilmiyorum. Halk Hogan ayakkabı boyayan çocukları ormana götürüp ırzlarına geçmiş. Ayakkabı boyayan çocuklar o gün bugündür halkın ayakkabılarına boya sürüp kaçarlar. Katrasayla Burus Vilis Kumkapı'da geceleri sabaha katıyorlarmış. Yıllardır sevişemeyen barmeni Monika Belluci tazeliyormuş duyduğuma göre. Bedrettin Dalan uçurumdan aşağı yuvarlanırken Kevın Sipeysi ile tanışmış. Sebze halinde lahana satmaya başlamışlar. Şunuki'nin Semra Hanım için yazdığı şikayet mailleri İstanbul Büyükşehir Belediyesi personelinin başına bela olmuş. Yani ormanlar lazım bize, villa yapmak için orman kesmeyelim.
|