Lav Stori
Bir yalan hikaye, bir üçleme ama ne üçleme, okuyalım...
Şunuki bir gün ormana gitmiş. Ama ormanı kesmişler. Ormanı yerinde bulamayınca "ben de hamburgerciye giderim" demiş Şunuki. Şunuki mek danılds'a mı gitsem börgır king'e mi gitsem diye düşünürken yufkacının camında 'taze orman geldi!' yazısını görünce dalmış yufkacıya. Bakmış bütün orman yufkacıda. "Selamunaleyküm orman" demiş Şunuki, bütün orman "aleykümselam" demiş. Sonra bir anda yufka dükkanının sahibi gelmiş elinde baltayla. "Ormanı ben kestim", "aslan, fil, öküz ne varsa onları da kestim" demiş. Şunuki çok üzülmüş ve sinirlenmiş. "Ben de seni kesicem ulan" diye haykırmış. Tam yufkacıya doğru koşacakken ayağı kaymış, uçurumdan aşağı yuvarlanmış. Yere doğru hızla düşerken Kevın Speyci bunu yakalamış. "Ne yapıyorsun abi? Dükkanın önünden geçiyorsun, bir selam vermiyorsun" demiş. Şunuki de Kevo'yu gördüğüne çok sevinmiş, başlamışlar anıları tazelemeye. Bunlar anlattıkça barmen tazelemiş, bunlar anlatmış barmen tazelemiş. Tabii sarhoş olmuş bunlar.
|
|
|
Sonra hemen polis gelmiş, "üfleyin bakalım!" demiş. Neyzen Tevfik gelmiş, ben üflerim bana bırakın demiş. Başlamış üflemeye. Üflemiş üflemiş balonu patlatmış. Bunlar 1000 fitten aşağı düşmeye başlamışlar. "Paraşütümüz yok, hepimiz ölücez!!!" diye bağırmışlar. Aşağı düşerken Şunuki markete uğramış, bir tane kinder sürpriz çalmış. Sonra bunlar hapishaneye düşmüşler. Asfaltı falan delmişler o hızla düşünce. "Tünel mi kazıyosunuz lan?" demiş gardiyan. "Yok abi biz gökten düştük" demişler ama inanmamış gardiyan. Sonra bunları Alkadraz'a tıkmışlar. Alkadraz kuşçusu bunların tipine gıcık olmuş, basmış kuş gribini popolarına. Şunuki "kuş gribi bana vız gelir" demiş, yanında getirdiği anahtarla Alkadraz'dan kapıları birer birer açarak dışarı çıkmış. Önceden hazır bulundurduğu süpersonik hızlı arabalı vapuruna binip ufukta kaybolmuş. Sonra "ben kayboldum!" diye bana telefon açtı. Ben de onu bulmaya gittim ama bulamadım. Bir daha da cevap vermedim telefonlarına. Ama önemli değil, benim sorunum mu? Neyse boşver. Sonra katrasa geldi, dedi ki bana; "Ayıp bu senin yaptığın. O da insan gibi bir şey sonuçta. Ben insanları çok severim. Onlar benim canım ciğerim." Bunları dedikten sonra tuttu benim kolumdan, bir de bacağımdan tuttu. Bacağımdan tutunca ben bir şaşırdım, iki tedirgin oldum. Dedim "katrasacım ne yapıyorsun Allah aşkına?" Kötü kötü baktı, "yürü lan hıyar!!!" dedi bana. Ben de kafasına sopayla vurdum. Çok sinirlendim ama. Bunca zamandır arkadaşlığımız var, böyle konuşamazsın bana dedim. Cevap veremedi. Tam bir tane daha koyacaktım suratına, Monika Belluci geldi. "Katrasama ne yaptın? dedi, webcamini açtı hemen. Katrasa webcami görünce hemen iyileşti, bana bir yumruk geçirdi, ben karşı kaldırımda buldum kendimi. Allah'tan klavyemi yanımda getirmişim, başladım klavye delikanlılığına. Başladım sövüp saymaya. 100'e kadar saydım. Sonra gözlerimi açtım, hepsi saklanmış. Gizem sobe diye bağırdım ama olmadı. Gökten çanak çömlek patlakları başımdan aşağı döküldü. Her yerim kan revani içinde kaldı. Revaniyi ayakkabı boyayan çocuklar yaladı üstümden de temizlendim. "Abi boyim mi abi? Abi boyim mi abi?", ya gidin başımdan dedim, beyaz spor ayakkabıma boyayi sürüp kaçtı piçler. Bir tanesini yakaladım, o da kaçtı. Tek başıma kalınca arkadaşımı aradım, gel çay içelim sahilde dedim. "Tamam geliyorum, yarım saate ordayım" dedi. Katrasa webcami görünce hemen iyileştiOnu beklerken fotokopi makinesi geldi oturdu masaya. "Abi depresyondayım" dedi. Dedim sen kimsin? "Ben fotokopi makinesiyim abi" dedi. "Ders notu çekerim, ikametgah çekerim, muamele çekerim" dedi. Hassktir lan dedim bir tuttum yakasından, attım denize. "Dur yapma!" diye bağırdı Gizem. Ben de dedim kosla sıvıda çamaşır suyu yok, bir şey olmaz. Bunu duyunca Gizem dudaklarıma yapıştı. Halk zor ayırdı bizi. Dedim Gizem'im nerelerdesin sen? "Sorma canım" dedi. "Bira aldım üç tane. Para üstüyle de bira aldım. Sonra sarhoş oldum, kötü yola düştüm. Yol kötü olunca araba da bir sallıyor aman Allah'ım. Kustum tabi ben" dedi. Eeee? dedim. "Eeesi bu kadar hadi görüşürüz, babam yokken ben biraz msn'de takılayım" dedi. Msn'de takılı kaldı o günden sonra. Halk ayırmaya gitmiş, onlar da ayıramamış. Ben halkı çok severim. Halk Hogan abimiz nerde kavga görse ayırır. Sonra kavga edenlere bir kafa koyar, bir daha hiç kavga etmez bu terbiyesizler. Dün akşam bizde yemekteydi halk abim. Dedim Şunuki kayıp, hiç gördün mü? "Şeytan görmüş yüzünü" dedi. Sonra kapı çaldı. Delikten baktım, Şunuki! Kapıyı açmak istemedim ama Şunuki polisle gelmiş, açtık kapıyı. Çay koydum içtik. Barmen de gelmiş, tazeledik anıları. Katrasa'yı da çağıralım dedim ben. Şunuki "s.ktir et" dedi ama çağırdım ben. Katrasa gelirken bakkaldan bira almış, para üstüyle de bira almış. Gizem aklımıza geldi, onu da çağırdık. O da geldi. Gece geç saatlere kadar içtik eğlendik, şarkılar söyledik. Komşular rahatsız olmuş. Yan komşu Burus Vilis dayandı kapıya. O alaycı bakışını attı ve pis gülümsemesinden bir örnekle devam etti. Baktık asansörden dört kişi daha indi. Komşular bizi dövmeye karar vermişler. Burus Vilis, Aston Kaçır, Met Daymın, Paris Hilton, bir de BBG Semra Hanım, beş kişi oldu bunlar. Bir meydan kavgasına dönüştü ortalık. Herkes birbirine girdi. Ama nasıl kavga, sopalar, kürekler havada uçuşuyor. Katrasa güçlü kuvvetli bir arkadaşımız girişti Burus Vilis'e. Ben Paris Hilton'u seçtim, ona vuruyorum. Oh nasıl vuruyorum. Ben vurdukça o da vur vur inlesin diyor. Biz yatak odasına geçtik daha sonra. Aston Kaçır da bizim Gizem'i kaçırmış. Evine götürmüş, bakkaldan aldıkları üç birayı içmişler. Para üstüyle aldıkları iki birayı daha içmişler. Sonrasını anlatmadı Gizem. Şunuki şimdi ıssız bir adada Semra Hanımla. Katrasa Burus Vilis'le kanka olmuş, her akşam Kumkapı'dalar. Met Daymın'ı da polis almış götürmüş. Ona ne oldu bilmiyorum. Yani demem o ki; evet o demem. Öpüyorum canım.
|