KATRASA, Serkan AVCI

Türküm, doğruyum, yapışkanım!

Tansel ile Banaver Revolutions

Hansel ile Gretel çakması; çakrası, herşey bitti mi?..

Tanselle banaver bir gün ormanda kaybulmuşlar. Buldukları kay'la güzel güzel oynamaya başlamışlar. O kadar çok oynamışlar ki zamanın nasıl geçtiğini anlamamışlar ve kendilerini kaybetmişler. Kendilerini kaybeden Tanselle Banaver ormanda yürümeye başlamış; bu arada eve dönüş yolunu kaybetmemek için yere attıkları pirinçler arkalarından ağlamaya başlamış. Pirinçler o kadar çok ağlamış ki İstanbul'un barajları taşma seviyesine gelmiş. daha önce hiç bu kadar uzununu görmemiştim...Gel zaman git zaman, zaman tabi sinirlenmiş "Geliyim mi Gidiyim mi ulan" şeklinde, zaman bir daha dönmemek üzere çekip gitmiş. Bu gidiş garip olayların da başlangıcı olmuş.

Ormanda bunlar olurken çocuklar aç aç gelir diye Semanne kaybolan yıllardan börek yapmış. Fakat çocuklar bir türlü eve dönmemiş, Semanne çok meraklanmış ve polisi aramış ama polis 1 Mayıs'taki göstericileri dövdüğü için gelememiş. "Olsun, sağlık olsun ben de oduncuyu ararım" demiş ama aramamış. Oduncu bu duruma çok üzülmüş ve kendini uçurumdan aşağı atmış. Düşerken Hayati film şeridi gibi gözünün önünden geçmiş ama görmemezliğe gelmiş çünkü Hayati geçen okeyde taş çalmış, hesabı da bizim oduncuya kitlemiş ibne. Oduncu 5 saat kadar havada kaldıktan sonra yorulup yere inmiş. Yerde onu barmen karşılamış; barmen anılarım tazedir alıp içip sarhoş olsana adlı parçayı mırıldanıyormuş.

Barmenin şarkı söylediğini duyan herkes bok varmış gibi ormana toplanmış. Birden çok şiddetli bir yağmur başlamış ama nasıl yağmur, bildiğin bardaktan boşalırcasına. Herkes google'dan saklanacak bir delik aramış ama bulamamış. Islak ıslak tuşlara bastıkları için herkesin klavyesi bozulmuş bu yüzden artık kimse klavye delikanlılığı yapamamış. Klavye delikanlıları odası bir açıklama yaparak bu durumu kınamış ve zamana kızgınlıklarını belirtmişler, çünkü yılın bu zamanı asla yağmur yağmazmış. Zaman çekip gittiği için ormanda bütün dengeler altüst olmuş 600 yıl gece 600 yıl gündüz olmaya başlamış. Ne yapacaklarını bilemeyen orman halkı heryere mail atmaya başlamış. Atılan mailler yollarını kaybedince doğru yolu bulmak için tasavvufa yönelmişler. Tasavvufa yönelen mailler Eda'nın dini hikayelerden yapılmış evini görmüş ve çok mutlu olmuşlar. Ama bu mutluluk uzun sürmemiş, Eda'nın evi aslında spam filtırmış ve bütün mailleri silmiş, mailler tertemiz olmuş. Derken zamanın gidişinin 500. yıl dönümü gelmiş çatmış; kutlamalar için ormana Paris Hiton davet edilmiş, Facebook profili kilitli, oradan fotoğraflarını göremiyoruz bari canlısını görelim diye bütün halk ormana akın etmiş. Bu akınlar tarihe Yenikapı - Bandırma seferleri olarak geçmiş. Mini eteğiyle mini bir konser veren Paris Hilton geceyi geçirmek üzere Tanselle Banaver'in evine gitmiş ama bir de ne görsün? Evde çocukların yerine Cadı Şunuki var. Cadı Şunuki karşısında Paris Hilton'u görünce çok şaşırmış, üstelik "bunda utanılacak bir şey yok" deyip şaşkınlığını da gizlememiş. Şunuki'nin şaşkınlığını gören Paris, "daha önce hiç bu kadar uzununu görmemiştim" demiş ve eklemiş, ekleyince gece daha da uzun olmuş. Sabah uyanınca, "çocuklar nerede?" diye sormuş Paris, Cadı Şunuki'ye. Şunuki "ben nereden bileyim!" deyince Paris bunun ağzına burnuna aynı anda vurmuş. Ağzı burnu aynı anda dağılan Şunuki hemen Jack'i çağırın beni anca o tedavi eder demiş. Jack koşa koşa ormana gelmiş, koşarken ayağını burktuğu için kederinden ölmüş. Bu ölüm ormandaki herkesi sarsmış, herkes deprem oluyor sanmış. Barmen sakinleşmeleri için herkese benden çay diye bağırmış, herkes "ne bağırıyorsun lan!" diyerek barmeni öldürmüş. Barmenin cenazesine dünyanın dört bir yanından insanlar gelmiş, Tanselle Banaver de cenazede hazır bulunmuşlar. Tanselle Banaver'in bulunduğunu duyan Paris, "oh be!" deyip önüne gelen ilk maile atlamış ve ülkesine geri dönmüş. Tanselle Banaver cenazenin çıkışında üzgün üzgün ilerlerken karşılarına bir orangotan çıkmış, kornaya basmışlar ama orangotan bir türlü yoldan çekilmemiş. Bu duruma çok sinirlenen Tanselle Banaver orangotana küfür etmiş. Küfüre çok içerleyen orangotan bunlara bir koymuş taa fizandan duyulmuş. Meğerse bizim orangotan aslında Cadı Şunuki'ymiş. Filesine attığı gibi çocukları evine götürmüş ve mahzene kapatmış. Çocuklar kendilerine geldiklerinde başlarının belada olduğunu tabancalarını da helada unuttuklarını hatırlamışlar. Gel zaman git zaman gelen giden yok tabi zaman çoktan gitti; birden heryer aydınlanmış. İçeriye Cadı Şunuki girmiş ve Banaver'i kolundan tuttuğu gibi bilgisayarın başına oturtmuş. Cadı Şunuki Banaver'den Paris Hilton'a mail atmasını istemiş. Banaver bir şartla mail atabileceğini söylemiş. Şunuki şartı kabul etmiş ama Banaver daha şartını söylememiş. Şunuki tuzağa düştüğünü anlayınca sinirlenerek kendi ağzını burnunu kırmış. Ağzı burnu kırılan Şunuki ağzından burnundan özür dilemiş, gönüllerini almak için Bodrum'a tatile gitmişler. Şunuki'nin gitmesini fırsat bilen Tanselle Banaver mahzenden çıkmış ve ormanda kaybolmaya gitmişler ama orman yerinde yokmuş!!!

Masalın Orijinal adı: Hänsel und Gretel'dir.

Yazar: Grimm Kardeşler (Jacob Grimm / Wilhelm Grimm)

'04-'09, © Serkan AVCI katrasa.com - birine mi bakmıştın canım? en üstteyim...

Katrasa.com üzerinde bulunan tüm yazılı ve görsel malzemenin telif hakları belirtilen isimlere aittir. İzinsiz kopyalamak, kullanmak, yayınlamak tehlikeli ve yasaktır. Hırsızların kalbi itinayla kırılır, eline verilir.

Zenci Uyusunda büyüsün zenciii...

BLOGBOX

MAKALELER

Manipülatik olaylar

BAĞLANTILAR

TAKİP EDİLENLER

KATRASA on ...